Tuesday, 27 May 2008

(where do i begin)

Burda gene firtina cikacak sanirim bu gece. Gene yagmur.

Tatsiz bir gun olmasina ragmen toparladik ucundan kosesinden.

Biraz daha organize olmam lazim.
Iste bakacagiz bir caresine artik...



Sunday, 25 May 2008

yo en la prizion

Iki gundur enerji kanallari acik. (Sohbetler, ruyalar...hepsi.)
Iki gun - iki full gun oldu.
;)

Wednesday, 21 May 2008

"Last Train to London"

Birinci gelisimizde, Londra'daki ilk gunumde, ogle yemeginde tutup Turklerle ayni masaya oturmustum. Buna sasirmistik evet.

Pazar gunu gruptakilerle birbirine yakin saatlerde vardik, ac karnimizi doyurmak icin disari ciktik... gayet kapali olan marketler dolayisiyla acaba ne kadar surunuruz diye dusunmeye baslamistik ki, yakin bir pub'dan insanlar bize Mez'i tavsiye etti... ve ben gene Turkleri bulmus oldum. Pek de guzel yemek yedik valla :) Falima bile bakildi mubarek.

(Lakin bu bendeki ayarlari mi bozdu yoksa 19 Mayis diye mi aklim biraz ordaydi bilmiyorum ama Pazartesi surekli switch durumundaydim - notlarimin dortte biri turkce.)

Saturday, 17 May 2008

Ağzımızın tadı...


Keyifli ve yorgunum :) birkaç saat önce yazmak lazımmış. Neyse, artık devamını ordan anlatırız...






Thursday, 15 May 2008

Kabus (gibi)

Hastalandım dün gece. 7-8 defa kustum. Serumluk olcam sandim. Üstüne tüm gün yataktan kalkamadım. Tabii bu tuhaf gün içersinde keşfettiğim birşey oldu ki o da cep telefonumdaki göz kırpan smiley'nin açık olan gözünün ne kadar korkunç olduğuydu. Sanırım insan hastayken hemen herşeye karşı daha bi hassas oluyor.

Tuesday, 13 May 2008

Color Junction

Bu oyun yeni takıntım. Rehabilite oluyorum oynadıkça. iGoogle'ı da kim yaptıysa bulup teşekkür etmek isterim. Internet artık tam bana göre bir yer.





Monday, 12 May 2008

gnothi seauton

Az kaldı gene gitmeme. Sinirleri alınmış tavuk gibi değil belki ama suyu sıkılmış bir bez gibi hissediyorum kendimi bazen. Enerji çok mühim, çok. Zamanı efektif kullanmak, disiplinli olmak, empati kurmak, kendini olması gerektiği derecede kontrol etmek... Yani kendimi beş yaşında gibi hissediyorum diyeceğim ama o dönemde ne hissettiğimi hatırlamıyorum ki... Neyse. Ders çalışmaya devam. Beni öldürmeyen şeyin güçlendireceğine olan inanç ile yola devam etmem gerekiyor sanırım.
;)
Bunun dışında herşeyi çok özlemişim (gören de iki aydır yok zanneder.) Haftasonu tutamadım
kendimi ve bir bahane bulup Eminönü-balık ekmek ve çarşı yaptım, kendime gedim ;) Eh bir de şampiyonluğumuzu kutlayacaktık o gün, sokakta herkes sarı-kırmıyızdı, iyice keyiflendim tabii.

Şu sınavlar bir hafiflese de HarryPotter serisini tamamlasam istiyorum. Zaman yet(iş)medikçe isteklerim de artıyor zaten. Tam bir insan davranışı/durumu, tipik.

Friday, 2 May 2008

Mind the Gap


;)

Bir saate yola cikmis olacagim.


Tuesday, 29 April 2008

tomTheModel

Hollyoaks var. Ceren olmadan zevkli degil - zaten tiplerin hicbirini tanimiyorum. Sanirim bu dizi bizim tahmin edebilecegimizden daha cok tutmus (yoksa neden o kadar bolum ceksinler di mi...)

Epey yoruluyorum iki gundur. Daha cok psikolojik sanirim. Bolcana kabus goruyorum ayrica.

Dun aksam grup lideri gibi birsey ilan edildim. Boyle dusunduklerinin farkinda degildim. Nevertheless, tabii ki guzel bir sey bu.

Surekli RealThing'in youToMeAreEverything'i var beynimde.

Burda gene yagmurlar basladi. Sanirim bir dahaki gelisimde eldiven ve bere de getirsem iyi olacak.

Su diziden Ruth ve Kurt cidden cikmis gibi.

Sunday, 27 April 2008

it's the end of the world, as we know it

Haftasonu gezme firsatim oldu (burada sadece gezerek gecirecegim bir 2hafta istiyorum.)
Gezdigim yerleri fotolarla anlatmak isterdim ama su anda bunu gerceklestirebilecegim bir sistemim yok.

Daha cok calismam gerekiyor. Fakat bunu ev arkadasimla yapmak nerdeyse imkansiz. Kendisi cizme-ulkeden geldi. Aksaniyla, sectigi kelimelerle, tipiyle you could spot her a mile away. Ulu orta burun hinkirmasi cok ayri bir konu. Ufak capli vurdumduymazligi da hic sorun degil. Ama son bir haftadir duydugum erkek ismimleri ve dinledigim hikayeler...En son kendisine yapilmis bir besteyi dinletti bu aksam; sozlerini ingilizceye cevirmeye kalktiginda bende film kopmustu. Arada romanin bes altin kuralini da anlatti sanirim ama su an artik hicbir seyden emin degilim.

Thursday, 24 April 2008

oyle gunler

sirk gibiyiz. bir sirki olusturan insanlar gibi. her telden mubarek. herkes tipik. sahsina munhasir daha dogrusu.

:)

Tuesday, 22 April 2008

London Calling

TK 1981
Havaalanindayim. Etrafta basladi bile o yapmirik aksan duyulmaya. Baska bir durum olsa belki tereddut ederdim ama `basa gelen cekilir`. Tabii ki durum oyle dramatik falan degil ve bir adim atmanin zamani gelmisti coktan... arti, sayilarin durumunu her zaman dikkate almak gerekiyor diye dusunuyorum; full-circle kendini kanitladi gercekten.

Imagine Homes
Aksan durumu tabii ki ucakta da devam etti. Konusmayi seviyorum neyse ki – komik bir uclu olduk yanimda oturanlarla - zaten Ingiliz erkekleri ile ilgili herhangi bir onyargim kalmadigini su noktada rahatlikla soyleyebilirim ;)

Kalkis 10-15 dk gecikmeli olmustu zaten, Heathrow’a da hemen indirmediler…toplamda bir 45 dk’lik gecikme ile gumrukten nihayet gecebildigim zaman adamlara bu saatte metroyu kullanmanin akillica olup olmadigini sordum ve sorun olmaz dediler. Giselerden gececegim zaman ogrendim ki kullanmayi dusundugum metro hattindaki iki istasyonda ariza durumu varmis; gorevli kisi bana yeni bir hat cizdi.

Simdi, Londra metro sistemini gormus olanlar olabilir; son derece kapsamli ama bir o kadar da duzenli – haritan varsa teorik olarak kaybolmazsin diye dusunuyor insan. Evet. Tabii. Bir saati gecen bir yolun ardindan ilk aktarmayi yapmam gerekiyordu. Hammersmith’de ne varsa artik, o durakta trenimizi interrail ayarina getiren bir genclik binmisti (kimse birbirini tanimiyor ama herkes birbiriyle konusuyordu.) Bavullari yuklenip o kargasadan ciktigimda baska bir kargasa ile karsilastim: mikrofondaki kadin sesi son trenle ilgili birsey soyluyordu ve etrafta insanlar bir yerlere dogru kosturmaya baslamisti. Hani 2. aktarmayi yapamayacagimi kestirmistim zaten ama ilk aktarmayi yakalayabilmek icin dort parca yukumle o hat senin bu gise benim, ne denli surundugumle ilgili cok fazla detaya girmemeyi tercih edecegim. Nihayet son treni benle kaciran afro-hintli bir arkadasla yeryuzune ciktik. Sevgili Holborn meydaninda yaklasik 6 defa karsidan karsiya gectim (6.sini gectigimde hala sagdan gelen soldan giden nedir pek cozememistim acikcasi. Tabii bu onemli, zira taxi soforleri senden dogru yerde durmani bekliyorlar. Eskaza yanlis yonden binmeye kalksan -bizim taxicilerimiz daha cok para kazanacaklari icin sevinir ya- burdakiler, senin gerizekali olduguna kanaat getirip senden tiksiniyorlar adeta.) Neyse bu basima gelmedi. Bunun yerine dogru yola ulasmak icin elimde bavullarla cok sayida isik... Tovbe estagfirullah.

Taxi. Muhtesem bir sofore denk geldim. Geceyarisi bir sehir turu yaptirdi bana. Ustelik ulkemizin siyasi durumunu da takip ediyor cikti kendisi; bol bol sohbet ettik. Elimdeki tarife gore gitmemiz gereken binanin ustunde Imagine Homes yaziyor olmaliydi. Crossharbour’da agir agir ileleyerek nihayet bu binayi bulduk.

Bu binayi hayatimBoyuncaUnutmayabilirim’ler listesinde bir numaraya yerlestiriyorum simdilik.

Resepsiyonda kimse yoktu ve muhtesemTaxiSoforum (MTS) sagdan denedi, soldan denedi, kapi baca demedi ama bir gelen olmadi. AcilDurumDosyami actim tabii ve Clarendon’in geceyarisiHatti’ni cevirdim (hasbinyarab.) Paranoyagimsi olmanin getirdigi mutlulukla yeni telefon hattimi ve kendimi icimden tebrik ettim ve gozum Aydede’yi aradi – dolunayda olabilir boyle yamuk seyler (hala control edemedim ay takvimini.) Emergency hattinda gecen 10 dk’nin ardindan mallari toplayip arabaya attik MTS ve ben. We drove around the block and then came back hoping to find someone, anyone… Ama kimse yoktu orada.

Turuncu isikli Imagine Homes resepsiyonu.

O aradaki 3-5 dakkada MTS yan binada bu defa birini buldu derken asil girisi kesfettik vs vs vs… MTS’nin “Bye luv”inin ardindan 6 kat ciktim daireme ulasmak icin. Ama anahtar kapiyi acmadi. 6 kat geri indim ve gorevliyi cagirmam gerekti. Nihayet eve girip bavuldaki elzem seyleri cikartip yatmaya kalktigimda Istanbul saatine gore saat sabahin 4une gelmisti sanirim.

6
Ø Holborn’da 6 kez karsidan karsiya gecmek
Ø 6. kattaki dairem
Ø Yetmiyormus gibi, sinifta dagitilan kartlarda, 6 numarali kisi oldum

:)

Bunlardan ayri olarak: 48 saatlik deneyim&gozlem sonucu, bu sehirde yasanabilecegi kanisindayim.
Ama: ozleyecegim cok fazla sey olur. Bittabi, bilakis.